Köşe Yazısı

Bir Masa Masalı

Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde altı siyasi partinin genel başkanı bir masaya oturmuş. Bunlardan biri şifacı (DEVA), biri iyilik abidesi (İyi Parti), biri halk kahramanı..

Bir Masa Masalı

Bir varmış, bir yokmuş…

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde altı siyasi partinin genel başkanı bir masaya oturmuş. Bunlardan biri şifacı (DEVA), biri iyilik abidesi (İyi Parti), biri halk kahramanı (CHP), biri mutluluk saçan (Saadet), biri çoğulcu (DP) ve biri de kâhinden (Gelecek Partisi) oluşuyormuş.

Birbirileri hakkında asla kötü düşünmeyen, iyi günde, kötü günde, hastalıkta, sağlıkta, denizde, karada, havada, her zaman ve her yerde bir birilerini savunan, koruyan, adeta yek pare olan bu altı minnoş parti; “aman kimseye ayıp olmasın” diyerekten masanın neresinde oturulacağı konusunda bir astrofizikçiden yardım istemişler. Bu astrofizikçi, çıkmış yola. Az gitmiş, uz gitmiş, dere-tepe düz gitmiş. Önce bir üçgen masa görmüş. Oturup düşünmeye başlamış. “Bu masanın üç kenarı var. Elimizde üç minnoş var. Her kenara 2 kişiyi oturttursak sığar ama bu defa da yan yana denk gelenler grup olur” demiş. Bu astrofizikçi, günlerce yürüdükten sonra evinin mutfağına gelmiş. Burada dikdörtgen masa görmüş. Sigarasını yakıp oturup düşünmeye başlamış. “Bu masa altı kişilik ve elimizde altı minnoş var. Fakat hangisini başa oturtacağımıza karar veremeyiz” diyerek tekrar düşmüş yola. Gel zaman, git zaman, aradan çok uzun zaman geçmiş. Bu astrofizikçi masayı kendisi çizmeye karar vermiş. Altı minnoş siyasinin oturabileceği yuvarlak bir masa icat etmiş. Öyle bir masa ki, dillere destan olmuş. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine.

Masa kurulmuş, minnoşlar oturmuş, aradan bu kadar zaman geçmiş ama muhabbeti bitmemiş. Ben de muhabbetine bir iki kelam eklemek istedim. Yuvarlak masa kuruldu ve altı siyasi partinin genel başkanları bu masanın etrafında bir araya geldi. Konuşulması planlananlar konuşuldu. Yenilmesi gerekenler yenildi. İçilmesi gerekenler içildi. “Çıkışta bize geçelim mi” geyiği bile yapılmış olabilir. Masada biri sol, diğer beşi sağ cenahtan altı parti buluştu. Masada bulunan, kendisini sol olarak tanımlayan, tek siyasi parti CHP’ydi. Masadan kalkanlar çok geçmeden ortak bildirilerini de imzaladı. Oldu da bitti maşallah! Sağcısı, solcusu, orta yolcusu herkes aynı soruyu sordu: HDP masanın neresinde? Evet, sorulması muhtemel ve gerekli bir soruydu bu. Çünkü kendilerini, çoğulcu, demokratik, şifacı, halkçı ve iyilik abidesi olarak tanımlayan bu partiler iktidar karşısında güç olabilmek için bir araya geldi. Fakat, iktidar karşısındaki en güçlü muhalefet partilerinden biri olan HDP’nin masada olmaması dikkat çekti. İktidar yanlısı medya, her zaman yaptığı gibi, HDP’yi öcüleştirip “masanın altında” dedi. Sosyal medyada mizaha dönüştürülen konu aldı başını gitti. Bugün bile “O masanın altında kim var biliyoruz” deniliyor.

HDP, o masada değildi! Ne altında ne üstünde ne sağında ne de solunda değildi. Altı kişilik fotoğrafı çeken makinayı kullanan da HDP değildi. HDP bu masada olmak zorunda değildi ki! HDP bu masada olmalı mıydı? Bence hayır! Türkiye’de iki masa kuruluyor. Bu masalardan birine Cumhur, diğerine Millet İttifakı oturuyor. Hesaplarını, kitaplarını yapıyorlar. Fakat, her iki taraf da HDP’nin etkisinin farkındalar. “Ne şiş yansın ne kebap” diyen Millet İttifakı, bana sorarsanız HDP’nin olması gereken yer değildir. Cumhur İttifakını söylemiyorum bile.

Ha bu arada… Bence masa altıgen ve şeffaf camdan olmalıydı…

 

KADİR CESUR

Haberi Paylaş

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL